Вопрос кадию

Ваше имя*

Ваш e-mail*

Текст сообщения*

captcha

×

«Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı.

Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür.

Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür.

Allah bilir, siz bilmezsiniz».(el-Bakara,216)

  • imarat_caucasus_tur

    Kafkasya tarihi kanla yazılmış bir tarihtir. Bu tarih bir taraftan katliam, sürgün ve gözyaşıyla dolu bir dram iken; bir taraftan da imanın, direnişin, fedakârlığın, cesaretin ve dağların tarihidir. İman etmiş bir avuç halkın “Cehennem olsa gelen göğsümüzle söndürürüz” şiarıyla Rus imparatorluğunu sarsan bir depremdir yaşananlar. İslam topraklarının özgürlük mücadelesinde, direnişte bir sınırın olmadığının tarihe öğretilmesidir bu topraklar. Öyle topraklar ki dağları kadar yalçın yiğitleri bağrına basmış… Öyle topraklar ki mücahidleri kutupları eritecek kadar iman aşkıyla yanmış… Öyle topraklar ki çöllerin susuzluğunu giderecek kadar şehid kanlarıyla sulanmış… Bugün ümmet dünyanın dört bir yanında küffara karşı direnişe geçmişse, bunun kıvılcımı 400 yıllık Kafkasya cihadının bereketi, cesareti, ilhamı ve teşvikinde aranmalıdır. Ümmet Şeyh Şamil’den Şamil Basayev’e Allah’ın kılıçlarından çok şey öğrendi. Bu tarihi unutmak ihanettir, çünkü bu tarih bizim tarihimizdir!

    Kafkasya’da Rus işgalini sona erdirip İslam dininin kurallarına göre bir devlet kurma mücadelesi İmam Mansur’la başladı. Çeçenlerin Çarlık Rusya’sı işgaline karşı başlattığı savaş Kuzey Kafkasya’ya hızla yayıldı. 1780’lerin başında başlayan bu cihadın liderliğini Şeyh Mansur yürütüyordu. Rus işgalcilerin yaptıkları katliamlarla üstünlüğü ele geçirdiler ve 1791’de tutukladıkları Şeyh Mansur’u, 1794 yılında hapishanede idam edilerek şehid ettiler. Rusya bolca kan dökerek kıyamın biteceğini sanıyordu ama yanılıyordu. Dökülen kan cihadı beslemekten ve direnişe hayat vermekten başka bir şeye yaramadı.

    Çarlık Rusya’nın büyük bir orduyla Kuzey Kafkasya’da katliama başlamasından bir süre sonra savaş Kafkasya’ya yayıldı. Haçlıların zulümlerine dayanamayan Müslümanlar Dağıstan’da önce İmam Gazi Muhammed, daha sonra İmam Hamzat önderliğinde ayağa kalktılar. Büyük cihad bir anda bütün Kafkasya’ya yayıldı. Şeyh Gazi Muhammed ve müridi Şamil Kafkasya’nın dört bir yanını dolaşarak insanları İslam bayrağı altında toplanmaya, kâfirlerin boyunduruğundan kurtulmak için cihadı kuşanmaya davet ediyorlardı. Taraftarları artınca Rus işgalindeki toprakları birer birer kurtarmaya başladılar.

    Gazi Muhammed’in emrindeki mücahidlerin üst üste Rus ordularını yenmeye başlaması, Rusları kalleşçe yöntemleri kullanmaya itti ve büyük paralar vererek Kafkasya’daki sözde Müslüman özde münafık olan hainleri satın almaya ve bunlardan mücahidler hakkında bilgi almaya başladılar. Bu hainlerin işbirlikçiliği sonucunda Gazi Muhammed ve Şamil pusuya düşürüldü ve kıyamı başlatan imam Gazi Muhammed şehid düşerken yardımcısı Şamil ağır yara alarak pusuyu yarıp kurtulmayı başardı.

    Gazi Muhammed’in şehadeti üzerine Kafkasya uleması toplanarak Gazi Hamzat’ı imam seçtiler. İmam Hamzat yanına Şeyh Şamil’i de alarak halka tevhidi İslam’ı tebliğ etmeye, bidatlerden sakındırmaya başladı. Ancak sahih akide bidatçilerin nefsinin hoşuna gitmedi ve bir cuma günü İmam Hamzat camide şehid edildi. Liderler bir bir toprağa düşse de yiğitler diyarı Kafkasya da cihad başsız kalacak değildi. Ulema bir kez daha toplanarak Şeyh Şamil’i cihadın yeni lideri seçti ve ‘imam’lık makamına getirdi.

    İmam Hamzat’ın şehit edilmesi üzerine direnişe İmam Şamil önderlik etmeye başlamıştı. Ateş her yanı sarmış, direniş dalga dalga yayılır olmuştu. Bütün Kuzey Kafkasya halkları İmam Şamil liderliğindeki cihad sancağı altında birleşmeye başladılar. Talut komutasındaki bir avuç Allah erinin Calut’un koca ordusuna karşı savaşını hatırlatan bu cihad tam 25 yıl sürdü. Avrupa’yı sarsan, Napolyon’u durduran Rus imparatorluğu, bir avuç mücahidin kahramanlıkları karşısında defalarca bozguna uğradı. Birçok satılmışın ihanetine, korkakların yarı yolda bırakmasına karşın İmam Şamil yılmadı ve bir yandan içteki Rus uşaklarına, bir yandan da sel gibi gelen Rus ordularına direnmeye devam etti. 300 bine ulaşan Kafkasya’daki modern Rus ordusu, erzak ve mühimmat yardımı bile alamayan ve sadece birkaç bin mücahidi olan İmam Şamil’in karşısında, tarih şahittir ki defalarca hezimeti tattı.

    Mertçe savaşarak İmam Şamil’i yenemeyeceğini anlayan Ruslar ormanları ve ekinleri ateşe vermeye, yerleşim merkezlerini toptan yok etmeye başladılar. Çocuk, kadın, yaşlı demeden binlerce Müslümanı katlettiler. Dinini az bir paraya satan münafıkları kullanarak İmam Şamil’in yerini tespit edip kuşattılar ve 1859 yılında cihadın başkomutanı direnişin mimarı İmam Şamil esir düştü.

    Ruslar Kafkasya’yı baştan sona yerle bir ederek, ele geçirdikleri her yerde soykırımlar yaparak İmamlar Kıyamını kanla bastırdı. Rusların bölgeye yeniden hâkim olması, sömürge rejimi uygulamalarını da yeniden başlattı. Çeçen gençleri Rus ordusu arasına dağıtıldı. 1864’ten itibaren bir milyona yakın Kafkasyalı Müslüman baskıyla vatanlarından sürgün edildi. Anadolu’ya göçler de bu tarihte başladı.

    İmamlar kıyamı yaşlıların gençlere fısıldadığı bir efsaneye dönüştü ve kuşaktan kuşağa bu kahramanlık destanı Kafkas gençlerine cesaret ve iman aşıladı. İmam Şamil’in bir yandan bidatçilerle Kitapla mücadelesi, bir yandan da Rus işgalcilerle kılıcıyla mücadelesi bir asır sonra başlayacak olan yeni cihadında ateşleyici kıvılcımı olacaktı.

    Çeçen ve İnguşlar 1877’de yeniden ayağa kalktılar. İki yıllık çetin bir savaştan sonra Ruslar, Çeçen ve İnguşları sürgün ettiler ve bölgeye Rus Kazaklarını yerleştirmeye başladılar. Bunun üzerine Çeçen ve İnguşlar gerilla savasına başladı. Zalimhan liderliğindeki mücahidler 1917 yılına kadar Rus Kazaklarına karsı savaştılar. Çeçen İnguşlarla Rus Kazakları arasındaki ölüm kalım savaşı başlamıştı. Bu savaş bir yıl sürdü. Çeçenler, 1918 yılında kendi topraklarını geri aldılar. Çeçenler, Şeyh Uzun Hacı önderliğinde Kuzey Kafkasya Emirliği altındaki İslam devletinin kurulduğunu ilan ettiler.
    Bu yıllarda Rusya’da Ekim Devrimi olmuş, Bolşevikler yaptıkları darbeyle Çarlık Rusya yıkarak sosyalist bir devlet kurmuşlardı. Çarlık Rus İmparatorluğunun çöküşünden sonra Müslümanlar tarafından Kuzey Kafkasya Emirliği kuruldu ve bu devlet Osmanlı Devleti ve Almanya tarafından tanındı. Mücadele Şeyh Uzun Hacı başkanlığında devam ettirildiyse de 1921 yılında Bolşevikler tarafından Kuzey Kafkasya tamamıyla yeniden işgal edildi. Ruslar bu kez komünizm adına işkence ve katliamlar yapmaya başladı. Sovyet Rusya’nın Kafkasya Sıkıyönetim Komutanlığı hapis furyası başlatarak korku imparatorluğu kurdu. Binlerce Çeçen İnguş muhalif hapsedilip işkenceden geçirildi. Komünizm yanlısı olmayanlar ise ya idam edildi ya da kurşuna dizildi.

    Çeçen Müslümanlar mücadele etmek için iman ve cesaretin yeterli olduğunu imamlarından öğrendiklerinden beri diz çökmüyor, ilk fırsatta yeniden direnişe geçiyorlardı. Önce 1929 yılında, daha sonra 1940 yılında Müslümanlar yeniden ayaklandılar. Bir avuç Müslümanla baş edemeyen Sovyet Rusya, Stalin’in emriyle 1944 yılında başta Çeçenler olmak üzere Müslüman halkları topluca Sibirya ve Kazakistan steplerine sürgün ettiler. Bu topyekûn sürgün sırasında binlerce Çeçen açlık, salgın hastalık ve Rus kurşunlarına hedef oldu. Böyle bir zulmü Sovyet sistemi bile kaldıramadı ve 13 yıl sonra Çeçen ve İnguşların vatanlarına dönmelerine izin verildi. 750 bin kişi olarak sürülen mazlum Müslümanlar, 1957 yılında 400 bin kişi olarak geri dönebildi.

    Sovyet Rusya’nın çökmeye başlamasıyla uyuyan dev yeniden hareketlenmeye başladı. 1990’da Çeçen Halk Kurultayı toplandı. Kurultayda Çeçen Milli Komitesi kurulması kararı alındı ve komitenin başına Cevher Dudayev getirildi. Rus Hava Kuvvetleri’nden kendi isteğiyle ayrılan General Cevher Dudayev ülkesine döndü ve Ekim 1991’de Çeçenistan tek taraflı olarak bağımsızlık ilan etti. Rusya ilk etapta saldırmaya cesaret edemese de Aralık 1994’te en güçlü birlikleriyle Çeçenistan’a saldırmaya ve işgal etmeye başladı. Dünyanın en büyük ikinci ordusuna karşı Müslümanların teslim olacağını zannediyordu bütün dünya. Rus uçakları ve tankları ağır bombardımanla şehirleri yerle bir etse de yalçın Kafkas dağları mücahidleri bağrına bastı ve direniş dağlara taşındı.

    Rusya, bu savaşı kaybederse Kafkasya’daki 400 yıllık işgalinin bitme ihtimalinin farkındaydı. Çünkü Kafkasya’nın ortasında kurulan bağımsız İslami bir Çeçenistan diğer bölgelere örnek olacak ve bütün Kafkasya Rus işgalinden kurtulmak için Çeçen cihadını örnek alacaktı. Ruslar, Çeçen mücahidlerle başa çıkamayınca her zamanki kalleşçe uygulamalarına başladılar. Kimyasal bombalarla sivil yerleşimleri vurdular, köyleri ve kasabaları topluca katlettiler. On binlerce Müslüman bu saldırılarda şehid edildi.

    Bu süreçte Kafkasya yeni bir Şamil’e gebeydi ve cihad sancağını yeni yiğitler sırtlamıştı. Şamil Basayev komutasındaki bir avuç mücahid, Rusya’nın içerisine dalmış, Buddennovsk şehrinde bir hastanedeki 1800 Rus’u rehin almıştı. Savaşın kaderini ve yönünü etkileyen bu operasyon, savaşı Rus topraklarına taşıyarak düşmanın kalbine korku salmaya yetti. Rusya mücahidler karşısında aciz kalınca, Rusya başbakanı telefonla Şamil’le görüşerek ateşkes yapılmasını kabul etmek zorunda kaldı.

    Nisan 1996’da Çeçenistan Devlet Başkanı başkomutan Cevher Dudayev uydu telefonuyla görüşürken Amerika yerini tespit etti ve Rusya’ya bildirdi. Cihadın mimarı başkomutan Dudayev, Rusya’nın saldırıyla şehit edildi. Küfrün tek millet olduğu, Kafkas dağlarındaki bir avuç mücahidin sadece Rusya’yı değil bütün Haçlıları korkuttuğu bir kez daha anlaşıldı. Yeni lider Aslan Mashadov seçildi.

    2 yıllık savaş sonucunda Rusya ordusu Çeçenistan topraklarından kovuldu. Pek çok ülke savaşın başlamasıyla dev Rus ordusunun bir avuç Çeçen mücahidi kolayca ezip geçeceğini sanıyordu ama Allah’ın yardımla hezimet Allah’ın düşmanlarının oldu. Kibirli Rus imparatorluğu yenilgiyi kabul etmek zorunda kalmıştı. Rusya Çeçenistan’la masaya oturup işgalin sona ermesi ve Rus askerlerinin geri çekilmesi hususunda Hasavyurt sözleşmesini imzaladı. Ancak dünya, Çeçenistan’ın bağımsızlığına gözlerini kapatmış, bu gerçeği kabullenmek Batı’nın ve Ortadoğu’daki kukla devletlerin işine gelmemişti.

    Çeçenistan, izzetin Batı’ya değil Allah’a yönelmekte olduğunu görmüş, insanlara kulluk olan laikliği redderek Allah’a kulluk olan şeriata yönelmeye başladı. 1996 yılında Çeçenistan İçkerya Cumhurbaşkanı Zelimhan Yandarbiyev seküler-laik mahkemeleri lağveden ve onların yerine Şeriat Mahkemelerini getiren kararnamesini imzaladı. 1999’un Şubatında yeni cumhurbaşkanı Aslan Mashadov bir adım daha giderek “Çeçen İçkerya Cumhuriyeti topraklarında tam bir Şeriat yönetiminin uygulanması hakkında” 39. numaralı kararnamesini imzaladı. Bütün İslam coğrafyası 80 yıldır kefen niyetine laikliği giyerken, Çeçenistan bu kefeni parçalamaya öncü oluyordu.

    Dünyanın ikinci büyük gücü Rusya, bir buçuk milyonluk Çeçenistan’a yenilmiş olmakla beraber, 400 yıldır işgal ettiği bu topraklardan vazgeçemiyordu. Çeçenistan’ın, tercihini İslam’dan yana yaptığını söyleyerek bağımsız olması, Rusya’nın işgali altında bulunan diğer bölgelere kıyam etmeleri için örnek teşkil ediyordu. Bununla beraber Çeçenistan’ın Kafkasya’nın petrol merkezi olması ve Kafkasya’nın ortasındaki stratejik önemi yeni bir savaş için Rusya’yı hazırladı.

    Tüm bu İslami gelişmeler Müslümanları sevindirirken Çeçenlerin içerisindeki münafıkları rahatsız etmeye başladı. İslami bir Çeçenistan’da yaşamaktansa Hristiyan Rusya’nın işgali altında laik bir yaşamı tercih eden bu zavallılar Rusya safına geçerek ihanetlerine başladı. Şeyh Şamil’in yenemeyen Rusya, “Çar tabancaları” olarak adlandırılan münafık Çeçenlerin yardımıyla “Çarlara baş eğmeyen Dağlı”yı durdurmuştu. Rusya her zamanki gibi makam ve para ile hainleri satın alarak yerli uşaklar buldu kendine. Bunların başını da Rusya’nın yeni sömürge valisi Kadirov çekiyordu. Dava İslam olunca saflar Allah’ın taraftarları ve Allah’ın düşmanları olarak ayrılır. Bu nedenle İslami bir Çeçenistan’ı istemeyen münafık ve mürted Çeçenlerin bu savaşta kendileri gibi laik olan Rusya’nın safında olması gayet anlaşılır bir durumdu.

    Rusya’nın hedefinde bu kez İslami şuurun yayıldığı özerk Dağıstan Cumhuriyeti vardı ve yıllarca süren Rus baskısı 1999 yılında yerini katliamlara bıraktı. Müslümanlar cihadın tek kurtuluş olacağını Çeçenistan’dan öğrenmişti ve yeni zulümlere artık tahammül etmek yoktu. Ağustos 1999’da Dağıstan İslam Şurası, Dağıstan Devleti’ndeki Rus işgali ile bağlantılı olarak “Dağıstan İslam Devleti’nin Yeniden Kurulması” fermanını kabul etti. Emir Şamil Basayev, Dağıstan İslam Hükümeti silahlı kuvvetlerinin geçici komutanı olarak atandı. Rus saldırılarına karşı yardım isteyen Dağıstan Mücahidlerinin çağrılarına yanıt olarak İslami Barış Tugayı ve Çeçenya’dan gönüllüler Şamil Basayev ve Emir Hattab komutası altında Dağıstan’a girdi.

    Eylül 1999’da Rusya’nın çeşitli bölgelerinde ve Dağıstan’da meydana gelen bir dizi bombalama olaylarında 250 kişi öldü. Rusya’nın bir bahane uydurup Çeçenistan’ı işgale yeniden başlama sürecinin kıvılcımıydı aslında patlamalar. Rusya bu olaylardan Çeçen mücahidleri sorumlu tutarak askeri harekâta yani işgale yeniden başladı. Daha sonra patlamaların Rus gizli haber alma örgütü FSB (KGB) tarafından gerçekleştirildiği ortaya çıkmış olsa da, akacak kan damarda durmaz misali işgal ve direniş yeniden sahne almıştı.

    Bu son savaş en kanlı savaş olacaktı. Rusya bir kez daha yenilirse Kafkasya’da konuşma hakkı olmayacak, mücahidler yenilirse direnişin bütün kazanımları kaybedildiği gibi katliam ve sürgün süreci yeniden başlayacaktı. Topyekûn bir harpti bu. Ekonomisi toparlamış Rusya bütün gücüyle başladı işgale. Yalnız bu sefer düşmanı çok daha güçlüydü. Dinin yok edilmek istendiği sosyalist rejimden kurtulalı Kafkasya Müslümanları dine yönelmiş, tevhidin ve cihadın Allah katında en büyük ibadet, şehitlik mertebesinin de en yüce hedef olduğunun şuuruna ermişlerdi. Kafkasya’daki bu İslami rüzgâr Batı’yı da korkutmuş, Rusya’nın bu son savaşta yaptığı katliamlara “Batı hümanizmi” gözlerini yummuştu.

    Savaşın arifesinde 2000’in Ocak ayında “Müminler birbirlerinin velisidirler” ayeti tecelli etti, dünyadaki hiçbir devletin tanımadığı Çeçen İçkerya Cumhuriyeti ile Afganistan İslam Emirliği (Taliban) arasında karşılıklı tanıma ve tam siyasi bağımsızlık üzerine Kandahar şehri anlaşması imzalandı. Amerika-Rusya önderliğinde küfür nasıl tek milletse, İslami cihad hareketlerinin de tek millet olduğu dosta düşmana gösterildi. Kafkas cihadını direnişi ve fedakârlığı öğrettiği gibi dünya Müslümanlarına ümmet olma şuurunu da yeniden kazandırdı. Başta Türkiye ve Arap coğrafyasından olmak üzere dünyanın dört bir yanından ümmetin yiğit gençleri yeni savaşta Kafkasya’ya akın etti. “Ya zafer ya şehadet” şiarıyla cepheye koşup en öne mevzilenen bu yiğitlerden niceleri kanlarıyla yıkadı Kafkas dağlarını. Emir Hattab, Şeyh Said Buryatsky, Emir Ebu Hafs, Emir Bilal, Emir Yasir, Muhanned, Mücahid Şener ve niceleri…

    Rus Scud füzelerinin ve uçaklarının bombardımanıyla savaş yeniden başladı. Dünyanın en güçlü ikinci ordusu tank ve uçak desteğiyle şehirleri birer birer işgale başladı. 2000’in Şubatında Rusya’nın en seçkin birlikleri Çeçenistan’ın başkenti Cevherkale’yi kuşatsa da Şamil Basayev ve Dokku Umarov gibi komutanların önderliğinde mücahidler kuşatmayı yararak yalçın Kafkas dağlarına çekilmeyi başardı. Bu savaşta birçok kahramanlık destanı yazılmış, tarih nice imkânsıza şahit olmuştur. 2000’in Martında Emir Hattab komutasındaki mücahidler, Ulus-Kert’te Rus yarbay komutası altındaki Rus komando bölüğünün neredeyse tamamı yok etti.

    Mertçe savaşmayı tarihi boyunca bilmeyen Rusya “geleneksel” yöntemlerine sarılarak Müslüman halkı toplu katletmeye, sivil Çeçen gençleri tutuklayarak hapsetmeye, mücahidlere yardım edenlere işkence yapmaya yeniden başladı. Tarihte görülen en onurlu direnişlerden birine imza atan Çeçenlere karşı, Rusya da tarihte görülen en kalleşçe katliamlardan birine imza atarak 300 bine yakın Müslümanı 1994’ten bu yana katletti. Dünyada ne kadar vahşet varsa, Rus ordusu masum Müslüman halka bunları uygulamaktan ne çekiniyor ne de utanıyordu.

    Mart 2005’te Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Aslan Mashadov, Rus özel kuvvetleri ile girdiği çatışmada şehid edildi. 2 ay sonra yeni cumhurbaşkanı Abdulhalim Sadullayev savaşa Kuzey Kafkasya bölgelerini dâhil etmek için Kafkas Cephesi kuruluşu hakkında bir kararname imzaladı. Bu amaçla Kuzey Kafkasya bölgelerinde silahlı mücahid birimleri oluşturuldu.

    2006’da ÇİC Cumhurbaşkanı Abdulhalim Sadullayev devlet yapısındaki reformlar gibi temel konular üzerinde bir açıklama yayınladı. Kuzey Kafkasya’yı tek bir İslam devleti olarak bir araya getirecek bir programı ilan etti. ÇİC Anayasası’nın 1.maddesini duyurarak tüm dünyaya meydan okumaya devam ettiklerini gösterdi: “Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Çeçen halkının kendi kaderini tayin etmesi sonucu kurulan egemen ve bağımsız İslami bir hukuk devletidir. Tüm kararların kaynağı Kur’an ve Sünnet’tir.”Haziran 2006’da ÇİC Cumhurbaşkanı Abdulhalim Sadullayev, Ruslarla girdiği orantısız çatışmada şehid düştü. İmam Sadullayev’in başından dökülen kanları kolunda “Allah” yazmıştı. Bir ay sonra da Kafkas Mücahidleri Askeri Emiri efsane kumandan Şamil Basayev şehid oldu. Düşen her komutan, el-Kahhar olan Allah’ın azabının Rusya’ya yaklaşmasının müjdesi oluyordu aslında.

    7 Ekim 2007 (25 Ramazan 1428) tarihi Kafkasya için yeni bir dönüm noktası oldu. ÇİC Cumhurbaşkanı Emiri Dokku Umarov Çeçen İçkerya Cumhuriyetini feshedip parlamentoyu kaldırarak Çeçenya Devletinde ve Kuzey Kafkasya topraklarında tam bir Şeriat yönetimi ilan edildiğini duyurdu. Artık hedef Çeçenistan’da bağımsız İslami bir devletin kurulmasından çok daha öteye, bütün Kafkasya’yı kapsayan birleşik İslami bir devletin kurulmasına taşındı. Cumhurbaşkanlığını görevini bırakıp demokrasiyi reddeden Dokku Umarov Kafkasya İslam Emirliği’nin ilk Emiri olarak tarihe geçecek şu açıklamayı yaptı: “Yüce Allah’ın huzurunda devletin Şeriat Hukukunu yeniden kurmak, Müslümanların canını, onurunu, itibarını korumak ve Kafkasya’yı Dar’ul-İslam’a geri döndürmek için buna karar verdim.”

    Yalnız Çeçenistan’ı değil, bütün Kafkasya’yı Rus işgalinden kurtarıp İslam şeriatını getirme amacıyla Kafkasya İslam Emirliğinin kurulması bütün dünyada yankılandı. Başkomutan bununla da yetinmiyor, yaptığı beyanatlarda Müslümanların Endülüs’ten Çin’e kadar tüm tarihi topraklarını yeniden kazanması için savaşın devam etmesi gerektiğini söylüyordu. Ümmet Kafkasya mücahidlerini yüzyıllardır yalnız başına bıraksa da, bir avuç “dağlı” imanın gereği olarak bütün ümmete sahip çıkmaktan vazgeçmiyordu. Sadece Allah’ın yardımına güvenen ve tüm dünyayı karşısına almaktan korkmayan Emir Dokku Umarov, Kafkasya Emirliğinin ilanının resmi metninde şunları söylüyordu: “Bugün Afganistan, Irak, Somali ve Filistin’de kardeşlerimiz savaşıyor. Müslümana saldıran herkes, onlar nerede olursa olsun bizim ortak düşmanımızdır. Düşmanımız sadece Rusya değil, İslam ve Müslümanlara karşı savaşan herkestir. Bunlar bizim öncelikli düşmanımız, çünkü onlar Allah’ın düşmanları.”

    Artık cephe tüm Kafkasya’ydı ve bir birinden ayrı yönetilen direnişin bir çatı altında toplanmasıyla Kafkasya Emirliği ilan edilmişti. Artık savaş Çeçen-Rus savaşı olmaktan çıkıp, tam anlamıyla tevhid-şirk savaşına dönüştü ve Çeçenistan direnişi Küresel Cihad Hareketinin bir cephesi haline geldi. Artık Cevherkale’nin, Kudüs’ün, Kabil’in, Mogadişu’nun, Abyan’ın, Keşmir’in kalbi ya beraber atacak ya da beraber duracaktı.

    Kafkasya tarihi masa başında oluşmuş bir tarih değil, karlı dağlarda mermilerle yazılmış bir tarihtir. Bu dağlarda teslimiyeti kabul edip yatakta ölmek en büyük zillet, elinde silahıyla ayakta direnerek ölmek en büyük izzet kabul edilir. Mezarlarda anaların ağıtları ile dağlarda cihad marşları her an beraber yankılanır semada. Her kıyam ettiğinde soykırım yapılan, sürgüne gönderilen, işkenceden geçirilen bir halk yeniden kıyam etmişse artık onları ne ile korkutabilirsiniz ki? Göğsüne sıkılan mermileri “madalya” gören mücahidlerin Kafkasya kıyam tarihi, gelecek kuşaklara direnmenin estetiğini ve onurunu taşımaktadır aslında. Son mücahid son damla kanını verene ya da son Rus bayrağı da yakılıp Tevhid Sancağı dalgalana kadar mücadele devam edecektir. Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!

    Miraç Karaaslan

    Alıntıdır

    VD

    Другие материалы автора Admin_TR:

    Leave a Reply


     
  • VD Online

  • SON YAZILAR

  • POPÜLER YAZILAR

  • Tags

  • Ваше имя*

    Ваш e-mail*

    Текст сообщения*

    captcha