Вопрос кадию

Ваше имя*

Ваш e-mail*

Текст сообщения*

captcha

×

«Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı.

Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür.

Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür.

Allah bilir, siz bilmezsiniz».(el-Bakara,216)

  • photo6003302641658079935“Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak. Âhirete inanmayanların kalpleri ona (yaldızlı söze) kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye (böyle yaparlar).” (En’am/112-113)

    İnsanların pek çoğu gösterişli isimlere aldanır, sistemlerin ve devletlerin yükselttiği kocaman süslü püslü unvanları önemser. Yine birçok cemaat, fırka ve gruplar bu şeklde gösterişli isimlerle kendilerini isimlendirmişlerdir. İnsanlar da bunların iç yüzlerine bakmaksızın sadece isimlerine aldanarak onları öylece kabul ederler. Bu yanıltma, yanlışın üzerini süslü şeylerle örtme işinden dolayı pek çok kişi mü’minlerle mücrimlerin yolu arasında kaybolup gitmektedir.

    İnsan ve cin şeytanların pek çoğu, bu isimleri süsleme ve onlar için gösterişli unvanlar kullanma, onları olduklarından başka isimlerle adlandırma ve böylece tabilerini hak yoldan uzaklaştırma işini meslek edinmiştir.

    Varlıkları olduklarından başka isimlerle adlandırmak İblis’in sünneti ve yoludur. Nitekim İblis, hakikati bozup insanoğlunu saptırmak ve babamız Adem (Aleyhisselam)’ı yanıltmak için yasak ağacı, sonsuzluk ve mülk ağacı olarak isimlendirmişti. O zamandan beri nifak ehli ve şeriat düşmaları bu yöntemi benimsemişlerdir.

    Allah (Subhanehu ve Tealâ) da nifak ehlinin eskiden beri bu pis oyunu oynadıklarını belirtmiştir.

    “Onlara «Yeryüzünde fesat çıkarmayın» denildiğinde, «Biz ancak ıslah edicileriz» derler.” (Bakara/11)

    İşte bu şekilde fesadı ve bozgunculuğu ıslah olarak isimlendirdiler.

    “Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğûtu tekfir etmekle emrolundukları halde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor. Münafıklara, «Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin» dendiği zaman, onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da «Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik» diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman hâlleri nasıl olur?” (Nisa/60–62)

    Bu ayette de tağutların hükmüne yönelişlerini ihsan ve tevfik olarak isimlendiriyorlar. Bu yöntem bütün tağutların sapkınlıklarını ve küfürlerini iman ve ihsan olarak gösterme adına huy edindikleri bir yöntemdir. Rezillik ve alçaklıklarını, güven ve halka hizmet; buna karşılık mücahidlerin cihadını ise, terör, güvenlik ihlali ve savaş olarak sunarlar.

    Eskiden Firavun(Aleyhillane), Musa ve çağrısı hakkında şöyle demişti:

    “Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden, yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum.” (40, Mü’min/26)

    Aynı şekilde faizi de da süsleyip püslediler onu “geri ödeme” gibi modern bir isimle isimlendirdiler. İçkiye de “meşrubat” olarak isimlendirdiler. Nitekim sahih bir hadiste Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:

    “Ümmetimden bazı insanlar, içkiyi başka bir isimle isimlendirerek içecekler.”

    Günümüzde pek çok cemaatin ve fırkaların bidatlerini yaymak için bu yolu izlediğine de şahit oluyoruz. Ehl-i Beyt’e dostluk ve muhabbet adı altında… Sapkın Rafizîler bu tip güzel isimler adı altında Kur’an’ı tahrif etmişler, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zevcelerine iftiralar atmışlar, sahabenin çoğunu tekfir etmişlerdir. Üstelik bunu Ehl-i Beyt’e dostluk ve muhabbet adı altında yapmışlardır.

    Bazı fırkalar hulul ve ittihad gibi küfür akıdelerini tevhid olarak isimlendirmişler yine onlardan bazısı Allah (Subhanehu ve Tealâ)’nın sıfatlarını yine tevhid adı altında nefyetmişler, geçersiz kılmışlardır.

    Bazıları da demokrasiyi Müslümanların arasında yaymak ve Müslümanları saptırmak için şura olarak isimlendirmişlerdir.

    Bazıları kafir tağutları ve mürted yöneticileri “Ulû’l-Emr” olarak isimlendirmişlerdir ki, bu şekilde insanlar bu yöneticilere itaat etsinler, onlara dostluk beslesinler.

    Bazıları, tağutlara ve küfre karşı savaşan mücahitleri, tekfirci ve harici olarak nitelerken, tevhid davasından nefret ettikleri ve tağutlara dostluk besledikleri halde kendi yollarını selefin yolu olarak isimlendirmişlerdir.

    İsimleri değiştirmek ve süslü tabelalar arkasında küfürlerini güzel göstermek sapkınlığını en çok kullananlar da kafir hükümtler olmuştur. Hatta bu noktada istihbarat dairesinde başıma gelen bir olay bu noktada ki cür’etlerinin ne noktaya geldiğini gösteriyor. En iğrenç kelimelerle dinime ve akideme küfreden tanınmış bir büyük(!), öfkeden yüzümün allak bullak olduğunu gördüğü zaman,” ben sahih inanca ve akideye değil, senin dinine küfrediyorum. Senin dinin doğru din değil ve sen bir zındıksın” demişti. Daha önce liderleri İblis’in bu oyundan menfaat umduğu gibi bu kimselerde böyle yaparak menfaat umuyorlardı.

    Hakkı arzulayan bir kimsenin yapması gereken ise, aslını göremeden süslü isimlere aldanmamak, ardındaki gerçeği görmeden bu isimlendirmelere aldanmamaktır. Şer’i ölçüler ve tevhid mizanı altında dış görünüşlere bakmaksızın asıllara yönelmek gerekir. Metodu karıştırmadan dosdoğru yol üzerinde kalabilmek için buna özellikle dikkat edilmesi gerekir.

    Bizler isimlere ve dış görünüme değil, mana ve hakikate itibar ederiz.

    Şeyh Ebu Muhammed el-Makdisi

    Alıntıdır

    Другие материалы автора Admin_TR:

    Leave a Reply


     
  • VD Online

  • SON YAZILAR

  • POPÜLER YAZILAR

  • Tags

  • Ваше имя*

    Ваш e-mail*

    Текст сообщения*

    captcha