Вопрос кадию

Ваше имя*

Ваш e-mail*

Текст сообщения*

captcha

×

«Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı.

Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür.

Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür.

Allah bilir, siz bilmezsiniz».(el-Bakara,216)

  • makdisi-yemen1Şeyh Ebu Muhammed El Makdisi’ye bir soru: Bize Abdullah’tan rivayet edildiğine göre; Ebu Thana Abdurrezzak, Munter bin Numan El Aftas’ın şöyle dediğini bildirdi: “Vehb’in, İbni Abbas’tan şunu rivayet ettiğini işittim: “On iki bin kişilik bir ordu, Aden-Abyan’dan çıkacak. Onlar zaferi Allah’a ve Resulüne getirecekler. Onlar, benimkiler ve onlarınkiler arasında en iyilerdir.”

    İzzetli şeyhimiz Ebu Muhammed El Makdisi (Allah O’nu korusun) ve Tevhid ve Cihad forumundaki kardeşlerimiz! Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun!

    Tevhidin savaşçılarıyla karanlık ve şirk ordusu arasındaki savaşın, Yemen’in pek çok bölgesine kadar uzandığına dair haberler size de ulaşmış olmalıdır.Bizler, bu olayların meydana gelişine; bunun bereketini, Allah’ın tevhid davetine yardımını ve dünyanın her tarafından gençliğin sadece düşünme açısından değil, her yönden buraya destek ve yardım etme konusundaki gayretlerini hissederek şahit oluyoruz.

    Benim sorum; bu bölgenin beşeri, coğrafi, tarihi vs. yönlerden olumlu bir yer olarak bilinmesine ilaveten, bu hadis de onu ilgilendirirken, ümmetin mücahitleri arasındaki âlimlerin, bu hadisin sıhhatini araştırma ve onu ideal şekilde beyan etme konusunda sorumluluk alıp almadıkları…

    Bizler bunu, internet dâhil farklı araçlar ve vesilelerle araştırdıktan sonra bırakmak zorunda kaldık. Çünkü harcadığımız gayret ve zaman beyhude gözüküyordu.

    Peki öyleyse muhterem âlimlerimiz ve şeyhlerimiz, bu hadisin sıhhatini araştırıp bu konuyu açıklayabilirler mi? Bu hadisten dersler çıkartıp bugün Aden-Abyan’da ve tüm İslam âlemindeki Müslümanlarla bu hadis arasında bir irtibat kurabilirler mi?

    Özellikle Yemen’deki kardeşler, Şeyh Ebu Muhammed El Makdisi’yi severler ve O’nu kendilerine imam olarak görürler. O’nun kitaplarını ve fetvalarını yayımlarlar. Ve belki Şeyh de Yemen ve Arap Yarımadası’ndaki mücahitlere nasihatleriyle ve dersleriyle hitapta bulunabilir.

    Ve son olarak Allah’tan, seni O(c.c.)’nun rızası için sevdiğime şahitlik etmesini diliyorum ey Şeyh Ebu Muhammed! Ve yine Allah(s.v.t.)’tan bizleri Firdevs-i Ala’da buluşturmasını niyaz ediyorum.

    Ebu Abdurrahman El Yemeni

    Tüm övgüler Allah’a, salat ve selam Allah’ın Nebisi(s.a.s.)’nin üzerine olsun!

    Bundan sonra;

    Kendisinin rızası için beni sevdiğin Allah(c.c.) da seni sevsin! Yüce Allah’tan, sizi ve bizi bu yolda sabit kılmasını niyaz ederim.

    Bizleri, kendi dinine zafer vermede vesile kılsın, ayaklarımızı kaydırmasın! Bu hadis, İmam Ahmed tarafından kendi Müsned’inde ve Taberani tarafından Mucem’ul Kebir isimli kitapta İbni Abbas yoluyla rivayet edilmiştir.

    Allah Resulü(s.a.s.) şöyle demiştir:

    “On iki bin kişilik bir ordu, Aden-Abyan’dan çıkacak. Onlar zaferi Allah’a ve Resulü’ne getirecekler. Onlar benimkiler ve onlarınkiler arasında en iyilerdir.”

    Bu hadis hakkında aziz şeyh Süleyman İbni Nasır El Ulvan(Allah esaretten kurtarsın), hadisin senedinin hasen ve ravilerin güvenilir olduğunu söylemiştir.

    Bunu İmam Ahmed Müsned’inde, İbni Ebi Hatim Cerh ve Tadil’inde ve Taberani de El Kebir’de rivayet etmişlerdir. Hepsi de Abdurrezzak kanalıyla Muntir bin Numan El-Aftas’tan rivayet etmişlerdir. O şöyle der:

    “Vehb’in, İbni Abbas’ın şöyle rivayet ettiğini işittim… sonra bu hadisten bahsetti ve şöyle dedi: Ebu Yala bu hadisi Süneninde Abdullah bin Hamad en-Narsi’den, O da Mutamar bin Süleyman’dan, O da bir başkasından nakletmiştir.”

    İbn Adi el- Kamil’de, İbn Cevzi ise el-Mutanahhiya’da Muhammed bin Hasan bin Atş es-Sanaani yoluyla rivayet etti.
    Ebu Zer ve diğerleri doğrulamış olmasına rağmen Muhammed bin Hasan ihtilaf etmiştir. Ancak el-Ageeli, ed-Derekutni ve diğerleri onu (hadisi) zayıf görmüşlerdir. Bu hadisi rivayet eden ravilerin birden fazla olmasından dolayı tek başına rivayet etmemişlerdir.

    Munthir bin Numan El Aftas, Ebu Hatim’in şöyle dediğini söyledi: “Mutamer bin Süleyman, Hişam bin Yusuf, Abdurrezak, Muhammed bin Hasan bin Atş, Mutrif bin Mazin(San’a kadısı) ve İbni Main, O’nun hakkında kendisinin güvenilir bir ravi olduğunu söylediler.

    İlaveten Buhari de Tarih’ul Kebir’de bundan bahseder ve onun hakkında hiçbir cerh ve tadilden söz etmez. Bununla birlikte İbni Hibban, O’nun güvenilir biri olduğunu söyler.

    El Heytemi Mecmuu’z Zevaid’de Ebu Yala ve Taberani’nin bunu rivayet ettiklerini söyler ve ravilerinin güvenilir olduğunu söyler.

    Bu sözler yine mekâna dair bir referans da olabilir: “Onlar Medine ve Aden-Abyan arasındaki en iyilerdir” gibi…

    Veya bu, zamana dair bir işaret olabilir ki şüphesiz bu daha kuvvetli bir ihtimaldir. Yani onlar, Rasul(s.a.s.)’un zamanı ve kendi çıkış zamanları arasında en iyilerdir. En doğrusunu tabi ki Allah(s.v.t.) bilir.

    Bu, Allah’ın bir rahmetidir ve onu ancak dilediğine verir.

    Bu hadis hakkında konuşanlardan bazıları, hilafetin Aden-Abyan’da başlayabileceğine dair güzel belirtilerin olduğunu söylemişler ve Yemen’in hilafetin merkezi olabileceğini, orduların da genelde hilafetin merkezinden hareket ettiklerini belirtmişlerdir.

    Bunlar onların söyledikleridir. Bu, hilafetin Yemen’den destekleneceği, oranın halkının ve savaşçılarının Müslümanların yardımına geleceği, orada orduların bazı işgal altındaki İslam beldelerinde işgalcilere karşı direniş için toplanacağı veya işgalci ve mürtetleri sürecekleri anlamına gelebilir.

    Bu hadis, Yemen halkının diğer İslam toplulukları için takviye ve hakikatin destekçileri olduğunu açıklayan diğer farklı hadisleri tasdik etmektedir.

    Biz onların Afganistan’da, Irak’ta ve cihadın olduğu her bir beldedeki desteklerini gördük. Onların İslam halklarını desteklemek için nasıl çaba sarf ettikleri her yerde görülebilir.

    Onlar şeref duygusu, vakar ve İslam halklarını destekleme konusunda sorumluluk alışlarıyla ayırt edilmektedirler. Bugün gayretlerindeki fazlalık ve cihada destekleri, faziletleriyle birlikte artmıştır. Bu böyledir; çünkü onlar, müminlerin yollarıyla mücrimlerin yollarının ayrışmasına katkıda bulunmuşlardır.

    Bu yine onların tevhid sancağına bağlılıkları ve başka şeylere aldanmamalarıyla alakalıdır.

    Başka bir hadiste de bu konudan şöyle bahsedilmiştir: “Siz Arap yarımadası için savaşacaksınız ve Allah oranın kapısını sizin için açacak. Sonra Farisi’de savaşacaksınız, Allah oranın kapılarını da size açacak. Sonra Romalılarla (Batılılar) savaşacaksınız, Allah oranın kapılarını da size açacak. Sonra da Deccal ile savaşacaksınız ve Allah onun kapısını da size açacak!”

    Bir diğer rivayette: “Siz Arap yarımadasını fethedeceksiniz. Allah da size oranın kapısını açacak!” denmektedir.

    İlk başladığımız yerden geri geldiğimiz yeni bir aşamaya ulaştık. Arap yarımadası şimdi işbirlikçiler tarafından yönetilmektedir. Güvenlik laiklere, haçlılara, mürtet ve kafirlere verilmiştir. Savaş, Allah’ın birliğine iman edenlere karşı yürütülmektedir.

    Salih insanlar öldürülmekte ve hapishaneler, cihatlarının neticesi olarak, Hristiyanları yardımcı ve koruyucu olarak kabul eden ifsat edici yöneticiler tarafından, mücahidlerle doldurulmaktadır.

    Ve şimdi Arap yarımadasında meydana gelenler, yeni bir açılım ihtiyacı içinde olmuştur. Ve bugün bizler Yemen’deki kardeşlerimizin temiz sancaklarını görmekten dolayı sevinçliyiz. Onlar, tevhid bayrağının altında savaşanlar ve öyle şeyler yapanlardır. Ve eğer bu hadiste geçenler, o insanlar değillerse acaba kimlerdir?

    İmam Ahmed’in Müsnedinde ve Sünen-i Ebu Davud’da İbni Havale şöyle demiştir:

    Allah Resulü(s.a.s.) buyurdu ki: Sizler savaşçı olacaksınız: Şam’daki savaşçılar, Yemen’deki savaşçılar ve Irak’taki savaşçılar…”

    İbni Havale dedi ki:

    “Eğer buna yetişeceksem benim için birini seç Ey Allah’ın Resulü! O(s.a.s) de şöyle cevapladı: Şam’a tutun! Zira o, Allah’ın diyarları arasında en iyisidir. Onu kulları arasındaki salih insanlar için seçti. Fakat Şam’a gidemezsen o zaman Yemen’e yapış ve yağmurun oluşturduğu su birikintisinden iç! Gerçekten de Allah, benim için Şam ve oranın ehlini emanet etti.”

    Bu hadiste, Müslümanların savaşçılarının her bölgede toplanacakları söylenmektedir. Ve bu sadece kendi ülkelerine yabancı savaşçıların musallat olduğu ihlaslı Müslümanlar için değildir. Onların donanımlı Müslüman savaşçılar olması içindir ve bu hadiste Yemen’in savaşçılarından bahsedilmiştir. Allah(s.v.t.), onların mücahitlerini sağlam tutsun, onlara zafer nasip etsin ve onları, dinini izzetli kalmakta vesile kılsın!

    Bugün bu dinin  kadim düşmanları, Yemen’in mücahitlerinden çok korkmaktadırlar ve onlara karşı öfkelenmektedirler. Birkaç gün evvel Haçlı liderlerinden, gerçekten de kendi çıkarlarını tehdit edici tehlikeler olarak gördükleri endişe ve korkularını ifade eden yorumlar işittim. Bu, özellikle Yemen’in coğrafi konumunun çok hassas bir durumda olduğunu düşünmelerinden dolayıdır.

    Onların basınları ve haber ajansları şöyle yazıyordu:

    “Yemen’in coğrafi konumu, özellikle ABD ve SSCB’nin soğuk savaş zamanı boyunca bu ülkeyi kontrol altında tutabilmek için yarışıp rekabet etmelerinden beri çok önemli bir mesele olarak görülmektedir.”

    Ve Amerikalıların Yemen’in bazı bölgelerinde yaptıkları hava saldırılarına ilişkin basın şunları yazdı:

    “Yemen, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki denizcilik noktasında stratejik bir noktada bulunuyor. Ve yine Süveyş Kanalı’na giden yolda ve şimdiden oldukça sorunlu bir statüsü olan Somali tarafında yer alıyor.”

    Bu nedenle zaman zaman Amerikan hava saldırıları, casus uçakları ve cruise füzeleriyle mücahidlerin mevzilerine yapılan saldırılar hakkında yayılan haberler duymamız garip değildir. Çünkü bunların hepsi, bir taraftan Yemenli savaşçıların haçlılar ve müttefikleri üzerinde yarattığı muazzam korkuyu diğer taraftan da bu bölgelerdeki kukla yöneticilerin, günümüzde diğerleri gibi olduklarını kanıtlamaktadır: Onlar, birer Amerikan ajanı olmaları dışında hiçbir şey değillerdir.  Kendi topraklarında, sularında ve hava sahalarında efendilerinin talimatları ve rehberliği dışında ne bir hükme ne de hâkimiyete sahiplerdir.
    Amerika’nın bu bölgeye (Yemen) yoğunlaştığı, güncel durumu yakından takip ettiği, Yemen ordusunu eğitmek için özel kuvvetler gönderdiği ve “terörist” diye adlandırdıklarına karşı mürtet rejime arka çıktığı artık bir sır değil.
    Kâfirlerin birbirlerini desteklemeleri ve ittifakları karşısında yüce Allah ise şöyle buyurmaktadır:

    “Kafirler de birbirlerinin dostlarıdırlar. Böyle yapmazsanız, yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur. ” (Enfal 73)

    Bilindiği gibi Yemen’de, onun mücahitlerinin ve halkının, farkında olan birisinin onlara katılma, onları destekleme ve onların sayılarını artırma isteklerini artıran bazı özellikleri vardır. Öyle ki İmam Müslim, Sahih’inde bunu, “İnsanlar arasında imanda üstünlük yarışı ve Yemen ahalisinin ondaki üstünlüğü” şeklinde bir başlık olarak koymuştur.

    Oradan bazı örnekler:

    -Cubeyr bin Mutim’in babasından rivayet ettiğine göre O(r.a.)şöyle söyledi: Bir gün Allah Resulü(s.a.s.) ile beraber Mekke yolunda yürürken O(s.a.s.) şöyle buyurdu:Size Yemen ahalisi gelecek. Onlar bulutlar gibidir; yeryüzündekilerin en iyisidirler.”

    -Yine bunlardan biri de Ebu Hureyre(r.a.)’nin şu rivayeti: Allah Resulü(s.a.s.) dedi ki: Size Yemen’den gelen insanlar olacak. Onlar en yumuşak kalpli ve merhametli insanlardır. İman Yemen’dedir. Hikmet Yemen’dedir. Ve fıkıh Yemen’dedir.” El-Beğavi, Şerh’us Sunne’de der ki: “Bu, Yemen halkının imana olan düşkünlükleri ve ona iyi bir şekilde girişlerinden dolayı bir övgüdür.”

    -Ve İmam Ahmed’in rivayet ettiği bir hadiste, bir bedevi Ebu Hureyre(r.a.)’nin yanına gelip şöyle dedi: “Ey Ebu Hureyre! Bize Allah Rasulü(s.a.s.)’nden bir hadis rivayet et!” Bunun üzerine O(r.a.) da: Allah Rasulü(s.a.s.) buyurdu ki: “İman Yemen’dedir. Hikmet Yemen’dedir. Ve muhakkak Yemen üzerinden size Rabbinizden bir rahmet görüyorum.” hadisini okudu.

    “Yemen üzerinden size Rabbinizden bir rahmet görüyorum” ifadesinin sıhhati konusunda ihtilaf vardır. Çünkü Şabib Ebu Ruh hakkında İbni Hibban dışında kimse O’nu referans göstermemiştir.

    Hadis ehlinden bunu sahih sayanlar da zayıf görenler de mevcuttur. Bu hadisin sıhhatinin değerlendirilmesi hususunda Şeyhülislam İbni Teymiyye şöyle demiştir:

    “… ‘Yemen’den’ sözü, hadisin manasını açıklar ki Allah katında Yemen’in (toprak olarak) başka türlü varsayılan özel bir vasfı yoktur. Fakat oradan gelen ve Allah’ı seven, Allah’ın da onları sevdiği kimseler vardır ki kendileri hakkında Allah(c.c.) şöyle buyurmuştur:

    Sizden kim dininden dönerse Allah onların yerine kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini bir topluluk getirir.”(Maide,54)

    Ve rivayet edilmiştir ki; bu ayet nazil olduğu zaman ayetin kimin hakkında indiği sorulmuştur. Bunun üzerine Allah Rasulü(s.a.s.), onlara Ebu Musa El Eşari(r.a.)’nin halkını misal verdi ve şu sahih hadisi söyledi: Size Yemen ehli gelecek. Onlar, insanların en yumuşak kalpli ve merhametli olanlarıdır. İman Yemen’dedir. Hikmet Yemen’dedir.’ Ve onlar mürtedlerle savaşıp ülkelerinin kapılarını açanlardır. Rahman onlar vasıtasıyla müminlerin gönüllerini ferahlatmıştır.”

    İmam Kurtubi, tefsirinde şöyle der: “Rivayet edildiğine göre Allah Rasulü(s.a.s.) şöyle buyurdu: ‘Ve muhakkak Yemen üzerinden size Rabbinizden bir rahmet görüyorum.ve bununla ilgili iki rivayet vardır. Birincisi bir ferahlıktır. Çünkü onlar, büyük kitleler halinde İslam’a geçtiler. İkincisi de Yüce Allah’ın Yemen ehlini kullanarak Nebi(s.a.s.)’nin sıkıntılarını gidermesidir ki böylece onlar bu dinin yardımcıları (ensar) olmuşlardır.”

    İbni Esir der ki: “O(s.a.v.), bununla yardımcıları (Ensar) kastetti. Çünkü Allah, onların vesilesiyle müminlerin sıkıntılarını giderdi. Ve onlar Yemenlilerdir çünkü onlar El-Ezd’dendirler.”

    -Ayrıca Ebu Hureyre(r.a.)’nin şöyle rivayet ettiği bir hadis vardır: “Allah Resulü(s.a.s.)’nü şöyle derken işittim: ‘Kibir ve gurur deve çobanlarında, sükûnet ise koyun çobanlarında bulunur. Ve iman Yemen’dedir. Hikmet Yemen’dedir.”

    Ebu Abdullah der ki: “Burada Yemen’den bahsediliyor. Çünkü Yemen, Kâbe’nin sağ tarafındadır.”

    Ve İbni Mesud’un şu hadisi: Allah Resulü(s.a.s.), eliyle Yemen tarafını işaret etti ve İman işte oradadır. Kabalık ve katı kalplilik ise deve çobanlarındadır.”

    -Ve Abdullah bin Ömer(r.a.)’nın şu hadisinde Allah Resulü(s.a.s.) şöyle demişti:Allah’ım! Şam’ı ve Yemen’i mübarek kıl! Oradakiler; “Ey Allah’ın Rasulü! Necid’i de…” dediler. Sanırım üçüncü seferde O(s.a.s.), “Orada (Necd) depremler ve fitneler görülecektir. Ve şeytanın boynuzu, oradan ortaya çıkacaktır!diye cevapladı.

    -İmran bin Hasen(r.a.) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah(s.a.s.)’a Temim kabilesi geldi ve O(s.a.s.), kendilerine; Hayırlı haberler!”dedi. Onlar da “Sen bize hayırlı haberler verdin, öyleyse bize bir şeyler ver!” Bunun üzerine Rasululllah(s.a.s.)’ın yüzü değişti. Daha sonra Yemenliler geldi ve Allah Resulü(s.a.s.), onlara şöyle hitap etti: “Ey Yemen ahalisi! Temim oğullarının kabul etmedikleri hayırlı şeyleri siz kabul edin!” Onlar da; “Biz din ilmi öğrenmek ve sana bunun hakkında sormak için geldik.” dediler.

    -Ebu Hureyre(r.a.)’nin bir hadisinde Allah Resulü(s.a.s.), şöyle buyurmuştur:Allah beni Şam’a doğru döndürdü, arkamı da Yemen’e yöneltti ve şöyle dedi: ‘Ey Muhammed! Senin için önündekini bozulma ve dünya hayatının aşağısı kıldım. Arkandakini ise bir destek yaptım. Ve şimdi İslam henüz yükseliyor, şirk ise azalıyor. Ve iki kadın, hiçbir şeyden korkmadan yürüyünceye dek bu devam edecek!’ Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki günler ve geceler, bu din yıldızların durumuna erişinceye kadar geçmeyecektir.”

    -Yine Enes bin Malik(r.a.), Allah Resulü(s.a.s.)’nün şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Yemen halkı bana geldi. Onlar sizden daha hassas kalplilerdir.” Enes(r.a.) dedi ki: “Onlar biat için en önce gelenlerdir.”

    – Ve “Allah’ın zaferi ve fetih geldiğinde ve insanları fevc fevc Allah’ın dinine girerken gördüğün zaman…”(Nasr,1-2) ayetlerinin tefsiri hakkında: Bu ayetler inzal olduğu zaman Allah Resulü(s.a.s.); “Sizin üzerinize Yemen ehli gelecek! Onlar en hassas kalpli insanlardır. İman Yemen’dedir. Fıkıh Yemen’dedir. Hikmet Yemen’dedir.” buyurdu.

    -Yüce Allah(s.v.t.), Kuran’da şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.”(Maide,54)

    Bu ayetin nüzul sebebine ilişkin İyad El Eşari şöyle der:

    “Bu ayet inzal olduğu zaman Allah Resulü(s.a.s.), o sırada kullandığı bir şeyle Ebu Musa El Eşari(r.a.)’yi işaret etti ve Onlar, O(Ebu Musa)’nun kavmidir!” dedi.

    Şeyhülislam İbni Teymiyye(r.h.), kitabında şunları söyler:

    -“Allah(c.c.), Yemen’in desteği hakkında şöyle demiştir: “Eğer siz dininizden dönerseniz o zaman sizin yerinize Allah, kendisini seven kendisinin de onları sevdiği bir topluluk getirir.Ve Ebu Bekir ile Ömer(r.a.) zamanlarında Yemen’den topluluklar Allah rızası için savaşmaya geldiler.”

    Öyleyse selam olsun o topluluklara! Selam olsun o destekçilere! Selam olsun onlara yardım edenlere ve selam olsun onların bugünlerde davet ve cihaddaki uyanışlarından memnun olduğumuz torunlarına!

    Yemenli mücahidlerin bizlere ulaşan son haberlerinden ötürü onları desteklemeyi, onlara yardıma davet etmeyi ve onların sayılarını artırmak için çalışmayı kendi üzerime bir zorunluluk olarak görüyorum.

    Yemen halkının diğer faziletlerine dair yine bu beldenin âlimlerinden Şevkani(r.h.) şöyle der:

    “Eğer bu hadislerden, ayetin (Maide, 54) onlar hakkında indiğini öğrendiyseniz, o zaman bilin ki o ayette Yemen halkının faziletlerini içeren nitelikler vardır:

    Birinci nitelik: Yemen halkının en büyük ayrıcalığı; Arap yarımadasında yaşayan diğer kabileler, meşhur riddet döneminde İslam’dan çıkarlarken onlar İslam’a girip bu dine destek oldular. Ve bu, onların “Allah’ın hizbi” olarak nitelendirilen yüksek bir dereceye sahip olduklarını gösterir.

    İkinci nitelik: Allah(s.v.t)’ın; “O(c.c.), onları sever, onlar da O(c.c.)’nu…”sözü! Allah katından gelen bundan daha büyük bir itibar ve şeref yoktur. Çünkü Allah(s.v.t.), kimi severse onlar başka hiçbir mutluluğa benzemeyen bir mutluluk elde ederler. Onlar öyle bir şerefle şereflendirilmişlerdir ki benzerleriyle mukayese edilemez. Onlar, başka herhangi bir şeyle eşit olmayan öyle bir başarıyı elde etmişlerdir ve onlara başkasıyla eşleştirilemeyecek bir nam verilmiştir.

    Üçüncü nitelik: Yine Allah(c.c.)’ın; “… ve onlar da O’nu sever!” sözü! Bu, fevkalade bir konum ve güzel bir vasıftır. Kulların rablerini sevdikleri zaman imanlarındaki en büyük amaçları ebedi bir saadet ve acı bir azaptan kurtulma arzusudur.

    “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.(Al-i İmran,31)” Öyleyse kim Allah’ı sever ve Rasulü(s.a.s.)’ne ittiba ederse o zaman o, Allah’ın sevgisini elde eder. Günahları temizlenir ve müminler arasında derecesi yükselir.

    Dördüncü nitelik: Yüce Allah’ın “Müminlere karşı hoşgörülüdürler.” İman ehline karşı bu hoşgörüleri, onların en şerefli karakteristiklerden ve müminlerin en büyük vasıflarından biridir. Bu, Allah tarafından övülen bir hoşgörüdür. Bu özellik, sahibinin derecesini artırır ve bunda kibir ve bencillik gibi şerli niteliklerin iptali vardır.

    Beşinci nitelik: Bu da yine Yüce Allah’ın, “…kâfirlere karşı çetindirler.”sözüdür. Bu nitelik dinde tavizsizliğin, onu uygulamadaki disiplinin, onun düşmanlarına karşı nefretin ve ifsat edicilere karşı sertliğin bir neticesidir.

    Altıncı nitelik: Allah(s.v.t.)’ın “… Allah rızası için mücadele ederler” sözüdür. Muhakkak ki cihat, Şer’i vaciplerin başıdır. Onunla bu dinin sütunları dikilir, konumu yüceltilir ve İslam’ın halkası genişler. Küfrün sınırları onunla daralır ve sütunları onunla yıkılır.

    Yedinci nitelik: “… ve kınayıcıların kınamasından korkmazlar!” Bu da duruluğun ve yalnız Allah için olma ile Hakk’a muhalefet edenleri ve dinden çıkanları umursamamanın bir göstergesidir. Ve bu, (Arap dilinde) yokluk kipinde belirsiz bir isim olarak gelmiştir ve böylece cüzi yada büyük, yakın yada uzak fark etmeksizin her bir kınayıcıdan sadır olan tüm kınamaları kapsar. Bu sıfatı kanıtlayan şey, onların bir yolla marufu emredip şerlerden men etmeleridir ki dağlar bile onların yüceliğine erişemez. Ve bu, terörle sindirilemez. Yüce Allah(c.c.), onlar için bu ayette bu şerefli vasıfları bir araya getirdiği zaman onlara, bu bahşının büyüklüğünü ve bu lütfunun değerini hatırlatmıştır: “İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” Bu ayette Allah(c.c.)’ın, diğer kullarına vermediği bir rahmetini onlar(Yemen ehli) için ayırdığına dair manalar vardır. Ve bu, o büyük vasıflara sahip olmayı arzulayanlara, bunda yarışanlara veya bu yolda (güzellikle) gıpta edenlere bir cevap gibidir.

    Peki bundan sonra başka hangi vasıflar insanları ikna edecek? Ey Rasul’ün destekçilerinin torunları! O halde sizler de insanların dine ve tevhide ihanet ettikleri şu zamanda, dini desteklemede ve tevhidi gerçekleştirmede atalarınızın yolunu takip edin!

    Ve bu kadar büyük rahmet ve muhteşem şereften sonra, size karşı tüm plan ve entrikalar da  bir araya getirilse artık hangisi size zarar verebilir?

    O halde acele edin ve kendinizi hazırlayın! Belki de Allah(c.c.) sizleri, asrımızda ümmetin ızdıraplarını gidermede kullanır! Tıpkı dedelerinizi, Allah Resulü(s.a.s.)’nün sıkıntılarını gidermede kullandığı gibi… Belki de O(c.c.), sizleri kendi dinine zafer vermede kullanır. Dedelerinizin Rasul(s.a.s.)’e destek oldukları gibi siz de Allah rızası için yardımcılardan olun! Belki de Allah(c.c.) sizleri, muasır mürtedleri devirmek ve sizin için yeni diyarların kapısını açmak için kullanır. Tıpkı dedelerinizin ilk mürtedlerle savaştıkları ve onlara yeni diyarların kapılarını açtığı gibi…

    Ey Allah! Ey İslam’ın ve İslam ehlinin hamisi! Senin muvahhid kullarına, Şam’da ve Yemen’de, doğuda ve batıda zaferler bahşet!

    Ey Allah! Onların saflarını bir araya getir ve kalplerini birleştir! Atışlarını isabetli kıl, sancaklarını yükselt! Onları güçlendir ve sağlam kıl! Bizleri de onlara ilave et! Ve bizleri, seni seven ve senin sevdiğin kullarından eyle! AMİN

    Alıntı

    Другие материалы автора Admin_TR:

    Leave a Reply


     
  • VD Online

  • SON YAZILAR

  • POPÜLER YAZILAR

  • Tags

  • Ваше имя*

    Ваш e-mail*

    Текст сообщения*

    captcha