Вопрос кадию

Ваше имя*

Ваш e-mail*

Текст сообщения*

captcha

×

«Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı.

Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür.

Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür.

Allah bilir, siz bilmezsiniz».(el-Bakara,216)

  • abu muhammed makdisiKüresel Cihad Hareketi’nin önde gelen âlimlerinden Ebu Muhammed el-Makdisi, tevhid akidesinin tavizsiz davetçisi, tağutların zindanlarında İslam’ın sarsılmaz kalesi ve cihad menhecinin saygın bir fetva makamıdır.

    Asıl adı Asım Tahir el-Berkavi olan Ebu Muhammed Asım el-Makdisi, Berkalı Muhammed bin Tahir’in oğludur. Hicri 1378 (M. 1959)’de Batı Şeria’nın Nablus kentinin Berka köyünde doğan Ebu Muhammed el-Makdisi, neseb olarak Uteybi’dir.

    En büyük oğlunun adı Muhammed olduğundan lakabı Ebu Muhammed’dir. Tebliğ davetine başladığı zamanlarda yazılarında kendi isminden daha çok Makdisi ismiyle tanındı. Bunun sebebi Müslümanlar için manevi önemi olan Beytü’l- Makdis’in, doğum yeri olan Nablus bölgesindeki Berka köyüne çok yakın olmasıdır. Bu belde 1967 yılından bu yana İsrail’in işgali altındadır.

    Üç ya da dört yaşlarındayken pek çok Filistinli aile gibi Makdisi’nin ailesi de maddi sıkıntılar nedeniyle Kuveyt’e yerleşti. İlk ve ortaöğrenimini bu ülkede alan Makdisi, çeşitli İslami gruplarla öğrenim yıllarında tanıştı.

    Üniversite çağına geldiğinde Medine’de dini öğrenim görmek istemesine rağmen, babasının isteği doğrultusunda Irak’a giderek Musul Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Bu yıllarda Irak ve Yugoslavya devletleri arasındaki öğrenci değişimi antlaşmasının gereği olarak Saraybosna Üniversitesi’nde de öğrenim gören Makdisi, ardından Suudi Arabistan’a giderek Medine’de İslami dersler aldı.

    İlim yolunda Kuveyt ve Hicaz bölgesinde çok sayıda hocadan ders alan Makdisi, günümüz hocalarının tağutlara karşı doğru bir duruşu olmadığını kavrayarak, başta Şeyhulislam İbn-i Teymiyye ve öğrencisi İbn-i Kayyım olmak üzere selef âlimlerinin kitaplarına yöneldi. Ayrıca Necid ulemasının eserlerini de önemsedi.

    Bu dönem Şeyh Makdisi için bir dönüm noktası oldu. Farklı İslami cemaatlerle bağlantıya geçerek birçok hocadan ders aldı. Allah’ın lütfuyla hayatının en başından itibaren siyasi parti faaliyetlerine uzak durdu. Cihad akımlarına mensup cemaatlerle görüşmelerinin şeyhin üzerinde büyük etkisi oldu.

    1980’lerin ikinci yarısında Afganistan’da Sovyetler Birliği’ne karşı verilen savaşa katılmak üzere Afganistan’a giden Makdisi, dini eğitim vermenin yanı sıra savaşlara da katıldı. Bir süre Pakistan’da mücahid eğitim kamplarında İslami dersler verdi. Bu süreçte yazdığı ve ilk kitabı olan “Millet-i İbrahim” kitabını da orada bastırdı.

    1992 senesinde Ebu Muhammed el-Makdisi davet çalışmalarına Ürdün’de devam etmeye karar verdi. Şeyh Makdisi tevhid, tevhidin gereklilikleri, tevhidi bozan haller gibi pek çok insanın – bildiğini zannetse de – bilmediği ve gençlerin en çok ihtiyaç duyduğu önemli konulardan dersler vermeye başladı.

    Zaman zaman tekfirde aşırıya giden gruplarla görüşen Şeyh, tekfirde aşırılık seline karşı bir set görevi gören “30 Risale” isimli ünlü reddiyesini kaleme aldı. Aynı şekilde Mürcie cemaatlere de davette bulundu ve bidatlerine reddiye olması için “Asrın Mürcielerine Reddiye” gibi eserler yazarak Mürcie cemaatlerin ortaya attığı iddialara cevap verdi. Üstad, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat akidesinin tahrif edilmesini önlemek için ilmiyle cihadı bir an olsun bırakmadı.

    Şeyh, Ürdün’de demokratik seçimlere yakın bir dönemde,  demokrasinin batıl bir düzen olduğunu ortaya koymak için “Demokrasi Dindir” adlı risalesini kaleme aldı.

    Şeyh Makdisi’nin davet çalışmasının büyümesi Amerika’nın uşağı Ürdün yönetimini rahatsız etti. Ürdün’ün İsrail Devleti’ni resmi olarak tanıdığı ve diplomatik ilişkiye geçtiği 1994 yılında, Filistin’de Siyonistlere karşı operasyonlara katılmanın caiz olduğuna dair verdiği fetvası gerekçe gösterilerek tutuklandı.

    Kitaplarına ve yazılarına el konulan şeyh, Ürdün’ün Kafkafa Hapishanesi’ne ilk olarak atıldı.  Tağutların zindanında tevhidi davetini kesmedi. Hapishanede birçok risale yazıp diğer koğuşlardaki tutuklulara dağıtarak birçoğunun şirk bataklığından İslam’ın aydınlığına girmesine vesile oldu. Daha sonra Şeyh’i sindirmek için çeşitli hapishanelere sürgüne gönderdiler.

    Hapishanedeki davet çalışmaları, birçok insanın kendisini ziyaret edip ilmi konularda fetva alması, hapishanede yazdığı risaleleri serbest bırakılan mahkûmlar tarafından dışarıda bastırılıp dağıtılması Şeyh Makdisi’ye yeni soruşturmalar açılmasına neden oldu. Şeyh ve arkadaşları, diğer mahkûmlarla iletişimlerinin kopması için Belka’daki küçük bir hapishaneye nakledildi. Bütün bu yapılanlar davetin daha çabuk yayılmasına vesile oldu. Şeyh Makdisi’nin kitapları ve hapishanedeki tavizsiz duruşu halk arasında taraftar bulunca, şeyhle birçok dergi ve gazete röportaj yaptı.

    1995 ile 1999’da Makdisi, daha sonra Irak cihadının komutanı olacak olan Ebu Musab el-Zerkavi  (2006 yılında şehid düştü) ile hapishanede aynı hücreyi paylaştı ve onun manevi akıl hocası oldu. 1999’da hapisten çıkan Makdisi, serbest kalmasının üzerinden bir yıl geçmeden Ürdün devletince tekrar tutuklandı.

    “Asrın Hubeli” Amerika’nın kibrini kıran 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra, Amerika’ya ruhlarını satmış sahte hocaların mücahidleri eleştiren yazılar yazması üzerine, Şeyh Makdisi’nin 11 Eylül saldırısının şer’i açıdan caiz olduğuna dair delillerini sunarak fetva yayınlaması ve mücahidleri Haçlılara karşı yeni saldırılara teşvik etmesi gündem olmuştur.

    2005’in 28 Haziran’ında tekrar serbest bırakılan Şeyh Makdisi, hapisten çıkması üzerine el-Cezire ile gerçekleştirdiği ünlü röportajının hemen akabinde (hapisten çıkmasından bir hafta sonra) yeniden tutuklandı. Müslümanları Irak’taki Amerikan askerlerini vurmaya teşvik etmek suçundan (!) 3 yıl hapis cezası verildi. Cihada teşvikten dolayı 3 yıl daha “Medrese-i Yusufiye”de kaldıktan sonra 2008 yılında serbest bırakıldı.

    2010 yılında Ürdün’de yeniden tutuklanan ünlü âlim Şeyh Ebu Muhammed el-Makdisi, Ağustos 2011’deki mahkeme oturumunda Afganistan İslam Emirliği olan Taliban’a yardım etmek ve Ürdün’de Taliban’a katılmak için gönüllü yetiştirmekten suçlu bulunup 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kasım 2011’de Kurban Bayramı vesilesiyle Ürdün firavunu tarafından zindandaki yüz Müslümanla beraber  “affedilerek” yeniden serbest bırakıldı. Bu davası Ocak 2012’de karara bağlandı ve Ürdün Devlet Mahkemesi Şeyh Ebu Muhammed El-Makdisi hakkında beş yıllık hapis cezasını adaletsiz bir şekilde onadı. Şu an itibariyle (Şubat 2014) faziletli Şeyh Makdisi, Ürdün zindanlarında kalmaya devam etmektedir.

    Ebu Muhammed el-Makdisi’nin “www.tawhed.ws” internet sitesi üzerinden yirminin üzerinde kitabı ve yüzlerce risale ve makalesi yayınlanmaktadır. Tevhid ve Cihad Minberi olarak da bilinen bu internet sitesi, aynı zamanda küresel cihadın en büyük arşivlerinden biridir.

    Şeyh Makdisi, yıllarca zindanlarda kalmış olsa da, küresel cihadın en aktif âlimlerinden olmaya devam etti. İslami Mağrip cihad emiri Ebu Musab Abd el-Vadud ve Kafkasya Emirliği Başkadısı Anzor Astemirov (künyesi Emir Seyfullah olup 2010’da şehid düştü) gibi birçok cihad emiriyle düzenli yazışmalarda bulundu. Şeyh dünyanın dört bir yanından ilim ve cihad ehli ile imkânlar ölçüsünde daima temas halindeydi. Şeyh Makdisi’nin talebeleri dünyanın dört bir yanında cihad cephelerinde en ön saflardadır. Şeyh Makdisi’nin kendi oğlu Ömer bin Asım el-Makdisi de Irak direnişinin ön saflarında yer aldı ve Musul’da üç mücahid arkadaşı ile beraber Haziran 2010’da Amerikan askerleri ile girdiği çatışmada şehid düştü.

    Ebu Muhammed el-Makdisi’nin 1994’ten bu yana (kısa dönemli serbest bırakılmaları dışında) zindanlarda tutulmasında en büyük etkenlerin başında dünyanın dört bir yanındaki cihad takipçileri tarafından dini bir otorite ve manevi bir lider olarak kabul edilmesi yatmaktadır. Yıllardır zindanlara atılarak susturulmaya ve sindirilmeye çalışılsa da onun sesi olan kitapları ve fetvaları asla zincire vurulamamış olup, dünyanın dört bir yanındaki muvahhidlere rehberlik etmeye devam etmektedir. Şeyh Makdisi’nin tağutların karşısındaki İbrahimî duruşu asla unutulmayacak, cihada teşviki Müslüman gençliği harekete geçirmeye daima devam edecektir. Allah onu esaretten kurtarsın ve firdevsi ile mükâfatlandırsın. 

    Miraç Karaaslan/Ümmet-i İslam

    Другие материалы автора Admin_TR:

    Leave a Reply


     
  • VD Online

  • SON YAZILAR

  • POPÜLER YAZILAR

  • Tags

  • Ваше имя*

    Ваш e-mail*

    Текст сообщения*

    captcha